KİTAP TANITIMLARIM 223.
“PERİLİ EV” (The Haunted House) – Kolektif, İş Bankası Y., 165 s., 1. Baskı, 2024.
Hasan Ali Yücel Klasikleri Serisi ilerledikçe bazı tekinsiz klasikleri de bünyesine kattı. Tragedyadan roman ve öyküye, felsefeden psikanalize kadar birçok klasiğin çevrildiği bu seri, 2024 yılının başı itibariyle şu an tanıtacağım 450. kitabı çevirdi. Kapak tasarımları sabit olan bu seri aynı zamanda her kitabın ciltlilerini de basıyor ama fiyat farkı çok fazla. Bu yüzden, elimde birkaç tane ciltli olmasına rağmen genellikle ciltsizlerini tercih ediyorum. Üstelik bunlar, yayınevinin ve çevirilerin kalitesi göz önüne alındığında fiyat/performans açısından en tercih edilebilir olanlar (aynı kitap başka yayınevinden de basılmışsa). Fakat şömizli ve bez ciltli olanlar da inanılmaz güzel ve kitaplıklarınızda çok uzun süre yıpranmadan dayanabilir. Tercih sizin. Hasan Ali Yücel’i (1897-1961) tanımayan varsa; şair Can Yücel’in babası, Köy Enstitüleri’nin kurucusu, eski milli eğitim bakanı, felsefe öğretmeni, yazar, gazeteci ve eski milletvekili olduğunu belirteyim kısaca.
Dizinin her kitabında yer alan, Hasan Ali Yücel tarafından 1941’de yazılmış bir sayfalık genel Önsöz ile başlıyor kitap. Charles Dickens’ın “Perili Ev” öyküsünü daha önce okumuş ve tanıtmıştım (hem de iki kez) ama onun aslı daha uzunmuş; 6 yazarın yer aldığı bir projeymiş. İşte elimdeki kitap bu tam metni içeriyor. İçerik şöyle:
“Evdeki Ölümlüler” – Charles Dickens
“Saatli Odadaki Hayalet” – Hesba Stretton
“Çift Odanın Hayaleti” – George Augustus Sala
“Resimli Odadaki Hayalet” – Adelaide Anne Procter
“Ambardaki Hayalet” – Wilkie Collins
“Küçükbey B.’nin Odasındaki Hayalet” – Charles Dickens
“Orta Odadaki Hayalet” – Elizabeth Gaskell
“Köşe Odadaki Hayalet” – Charles Dickens
Bu 8 öykü, Dickens’ın yönettiği “All the Year Round” dergisinin 1859 Noel Özel sayısında yer alıyormuş. Dickens ve Noel ilişkisinden daha önce, yine bu diziden yayınlanmış “Bir Noel Şarkısı” kitabını tanıtırken bahsetmiştim. Daha önce Dickens’tan okuduğum “Perili Ev” öyküsü ise bu derlemedeki “Evdeki Ölümlüler” ve “Küçükbey B.’nin Odasındaki Hayalet” öykülerinin birleşiminden oluşuyordu. Ancak, yukarıda da bahsettiğim üzere bu öykülerin her biri, bir bütünün parçası gibi. Her öykü, perili bir evin bir odasına musallat olan hayaleti konu alıyor. 8 öykü gibi ama aslında Dickens’ın yazdığı ilk ve son öyküler giriş ve sonuç olarak okunabilir. “Evdeki Ölümlüler” adlı girişte Dickens, karakterleri bir perili evde topluyor ve sadece üç sayfalık son öyküde de olayı sonuca bağlıyor. Dolayısıyla her yazardan birer asıl öykü okuyoruz. Geceyi her biri, kendine has özellikleri olan ayrı odalarda geçiren yazarlar, burada karşılaştıkları hayaletlerin öykülerini yazıyorlar. Hayalet öyküleri denince önce İngilizler gelir zaten!
Gelin görün ki, perili evin odalarında görünen hayaletlerin yarattığı korku ile ilgisi yok öykülerin. Hiçbiri korku öyküsü değil. Orada görünen hayaletlerin hikâyelerine odaklanıyor, yani evin dışına çıkıyor hikâyeler. Bu anlamda birbirleriyle alakaları yok. Collins’in öyküsüne gerilim, Dickens’inkine de fantastik diyebilirim; Potter’ınki şiir ve diğerleri dram ve kara mizah. Korku gözlüğüyle aradığımızı bulamasak da kalemleri güçlü yazarlar, kaliteli öyküler diyebilirim çoğuna. Yalnızca projenin ana çatısı korku izlenimi yaratıyor. Evin geçmişi, tasviri, gelen tuhaf sesler vs. Bunları da açılış öyküsünde okuyoruz.
Dickens'ın açılış hikâyesi “Evdeki Ölümlüler”de, anlatıcının (John) sağlığı, ülkede geçici olarak ikamet etmeyi gerektiriyor. İngiltere’de bir ev kiralıyorlar. İki dönümlük arazi üzerinde, ihmal edilmiş bir bahçesi olan, yakın zamanda ucuza onarılan ve ağaçların gölgesinde kalan, on sekizinci yüzyılın ortalarından kalma büyük bir malikâne bu. Ev; katı, soğuk, resmi, kötü inşa edilmiş, nemli, çürük! Evin perili olma ünü, ondan uzak durulmasına neden olmuş ve anlatıcı evi altı aylığına kiralamaya ve kız kardeşi (Patty) ile orada yaşamaya karar vermesine rağmen, hiçbir hizmetçi tutamazlar. Evden çok sayıda tuhaf sesler gelmekte. Patty, bir grup arkadaşını üç ay boyunca evde kalmaya davet ediyor ve evdeki doğaüstü faaliyetler söz konusu olduğunda "ne olacağını görecek" bir topluluk kuruyor. Kasım ayının sonunda arkadaşları geliyor ve farklı yatak odaları için kura çekiyorlar. Arkadaşlar, dikkat çekici bir kışkırtma nedeniyle herhangi bir hayalet olayıyla ilgili sessizliklerini bozmak zorunda kalmadıkça, 12 gece sonra toplanana kadar her türlü hayalet deneyimi hakkında sessiz kalmayı kabul ederler. Sonra her birinin öyküsü başlıyor. Misafirlerinden bazıları hayaletlerden hikâyeler dinliyor, bazıları ise beden dışı deneyimler yaşıyorlar.
“Saatli Odadaki Hayalet”, son derece hüzünlü ve kış manzaralarının eşlik ettiği, romantik bir aşk hikâyesi. Yetim çocuklara dikkat çekiyor ve ahlaki. “Çift Odanın Hayaleti”, kontrol edilemeyen bir titremeye sahip bir zavallı hakkında oldukça tempolu ve finalindeki sürprizle kara mizaha dönüşen sürükleyici bir öykü. “Resimli Odadaki Hayalet”, Meryem Ana'nın ziyaret ettiği bir rahibeyi konu alan bir dini şiir. Bana uzak ama Orta Çağ ortamı ve kasıtlı arkaizmleri ona hoş bir gotik hava vermiş.
Seçkideki favorim, Wilkie Collins’in “Ambardaki Hayalet” adlı öyküsü, egzotik bir macera gibi başlayıp klostrofobik bir gerilime, olay odağından durum odağına dönüşüyor. İspanyol korsanların denizcilik öyküsünü ve yandıkça anlatıcıyı patlamaya ve ölüme daha da yaklaştıran bir mumun eziyetini anlatıyor. Aşama aşama ölümünün yaklaşmasını çaresizce izleyen anlatıcı dâhil, öykünün ana yapısı, Poe’nun meşhur “Kuyu ve Sarkaç” hikâyesiyle epey benzeşiyor. Eriyen mumun, yaşamın tükenişini sembolize etmesi fikri güzel bir buluş.
Dickens'ın “Küçükbey B.’nin Odasındaki Hayalet” öyküsünü, yukarıda belirttiğim gibi, daha önce tanıtmıştım. Oryantalist bir hiciv, Abbasi halifesi Harun Reşid zamanına yolculuk… “Orta Odadaki Hayalet”, İngiltere'nin kuzeyinden işçi bir ailenin öyküsünü anlatıyor. Ebeveynlerinin beklentilerini hayal kırıklığına uğratan bir oğul hakkındaki aile içi trajedi…3 sayfalık son kısımda da Dickens, olayları bağlıyor. Aslında hayalet diye bir şey olmadığından, hepsinin kafamızın içinde olduğundan dem vurarak barış, kardeşlik ve dindarlık mesajlarıyla kitabı bitiriyor.
Sonuç olarak, öncelikle Collins’in öyküsünü iyi bir gerilim olarak tavsiye ederim. Tekinsizlik arayanlar için projenin ana çerçevesi ve giriş öyküsü haricinde bir şey yok. Dramatik anlamda ise Stretton öne çıkıyor. Neyi okumak istediğinize bağlı olarak kitap çeşitlilik sunuyor.
NOT: Bu kitap, Çevirmenler Meslek Birliği (Çevbir) üyesi sekiz çevirmen tarafından çevrilmiş ve satışından elde edilecek telif ücreti Çevbir’e bağışlanacakmış. Çevbir, 2006 yılında kitap çevirmenlerinin haklarını korumak için kurulmuş bir meslek örgütü. Altyazı-seslendirme ve tiyatro çevirmenlerini de temsil ediyor.

Yorumlar
Yorum Gönder