KİTAP TANITIMLARIM 251. 

“PETER SCHLEMIHL’İN ACAYİP SERGÜZEŞTİ” (Peter Schlemihls wundersame Geschichte) – Adelbert von Chamisso, Can Y., 92 s., 1. Baskı, 2022.

 

1814 yılında yazılmış bu fantastik öykü/masal, Alman romantizminin meşhur eserlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Faust mitinin yansımalarından birisi olan bu novellada, kitaba adını veren karakterin hiç tükenmeyen sihirli bir altın dolu kese karşılığında gölgesini satması ve sonrasında yaşadıkları anlatılıyor. Gölgesiz Peter, toplumdan dışlanacaktır ve toplumda yer edinmek için çabalayacaktır. Spoiler verdiğimi düşünmeyin zira kitabın ilk sayfasında cereyan eden ve başlangıç noktasını oluşturan olayla konudan bahsettim yalnızca. İnsanın toplumsal kimliği, sosyolojik yeri konusunda metaforik bu hikaye her yaştan insana hitap edebilecek şekilde yazılmış. Elimdeki kitap Sabahattin Ali tarafından çevrilmiş.

Yazardan kısaca bahsedelim. Chamisso (1781-1838) Fransız doğumlu, lakin 15 yaşındayken ailesi ile birlikte savaştan kaçarak Almanya’ya yerleşmiş. Yazar ve şairliğinin yanında botanikçiymiş, doğa bilimleri konusunda yaptığı çalışmalarla Berlin Üniversitesinden fahri doktora unvanı almış. Bu kitap onun en bilindik eseriymiş ve edebiyat dünyasında bu hikâyeyle biliniyormuş. Bu kitaptaki fikir şöyle oluşmuş: Bir yolculukta bütün eşyalarını kaybetmiş ve bu konuda yine ünlü Alman romantik yazarlarından arkadaşı F. De la Motte Fouque ile konuşurken Fouque ona “Gölgeni de kaybettin mi?” diye alaycı bir soru sormuş. Chamisso, böyle bir şey olacak olsa ne olurdu diye düşünmüş. Sonra bir gün La Fontaine’in bir öyküsünü okurken cebinden istenilen her şeyi çıkaran bir karaktere rastlamış. İşte böyle bu kitabın fikri oluşmuş.

DİKKAT! SPOILER BAŞLANGICI!

Yorucu bir deniz yolculuğundan dönen Schlemihl, gölgesini sonradan Şeytan olduğunu öğreneceğimiz bir yabancıya sonsuz altın kesesi (talih kesesi) karşılığında satar. Ancak gölgesi olmayan bir adamın insanlar tarafından dışlandığını görür. Köpeği Figaro kaybolur ve sevdiği kadın (Mina) onu reddeder; kendisi de suçluluk duygusuyla mücadele etmek zorunda kalır. Şeytan’ın oyununa gelmiştir zira daha büyük bir planı olan Şeytan, ruhu karşılığında gölgesini ona geri vermek istediğinde Schlemihl, inançlı birisi olarak teklifi reddeder ve talih kesesini de atar. Doğada sığınak arar ve eskiyen çizmelerinin yerine bir pazardan aldığı yenilerin sihirli Hızır çizmeleri olduğunu fark eder. Masallarda geçen bu çizmeyi giyen kişi tek adımda memleketler aşarmış. Peter, bu çizmelerin yardımıyla dünyayı dolaşır, keşifler yapar. Çöllerden buzullara gezer, bir ayıdan kaçarken yaralanır. Kendisini hasta/yaralı halde kendi adına kurulan Schlemihlium adlı bir kurumda bir yatakta bulur.  Burada kendisine “On İki Numara” diye seslenilmektedir. Etrafındakilerin arasında sevgilisi Mina da vardır ama Peter’i tanımaz. Burada diğer detaylarını vermediğim bu bölümden Peter’in “Gezgin Yahudi” olabileceği çıkarsamasını yaptım (“On İki Numara” muhtemelen İsrail’in on iki kabilesinin sonuncusunu ima ediyor). Peter, doğa çalışmalarına geri döner ve en derin tatminini doğayla ve benliğiyle bir arada olmaktan alır. Artık gölgesiz kendisiyle de barışmıştır. Bu arada köpeği Figaro’yu da bulur. Kitabın sonunda Peter, yazar Chamisso’ya yaşadıklarını anlatır ve insanlara aktarmasını söyler. Böylece yazar, gerçekçilik katar öyküye.

SPOILER SONU!

Halk masallarıyla benzerlik taşıyan hikâyede konu oldukça basit ve tekdüze ama sembolik ve insanı düşünmeye yönelten ince dokunuşlar var. Fantastik olan çıkış noktası ve bir sonraki fantastik nesne olan Hızır çizmeleri dışında aslında gerçekçi şekilde ilerliyor olaylar. Anormal olanın toplum tarafından dışlanması (Schlemihl ismi, “hiçbir işe yaramayan” anlamına gelen bir İbranice kelimeden geliyormuş), toplumun kalıp tip aracılığıyla insanları tekdüzeleştirmeye çalışarak normali üretmesi, hikâyede gölge aracılığıyla eleştirilmekte. Ayrıca yazarın dünya gezgini olması, bilim insanının yalnız hayatına vurgu yapması, doğduğu yerden başka yerde yaşamak zorunda olması gibi kendi hayatının yarattığı içsel meseleleri de hikâyeye aktardığını düşünüyorum. Ek olarak hikâye, dünyaya dair derin bir ahlaki ve düşündürücü bakış açısı sunuyor: büyük bir servete sahip olmanın beraberinde getirebileceği sorunları ve akılla dengelenmeyen insan arzularının nasıl kendini yok etmeye yol açtığını gösteriyor.

Peter Schlemihl karakteri yine dönemin ünlü Alman romantik üstatlarından E.T.A. Hoffmann’ın bir öyküsünde de yer almış. Ayrıca birçok ülkede ortak bir kültürel referans haline gelmiş. O dönemlerde Şeytan, masallarda ve öykülerde çokça görünmekte zaten. Çocuklara gölgenizi şeytana asla satmayın diye öğüt verilirmiş bu öyküye atıf yapılarak. Poe da Amerika’da şöyle diyecektir: “Şeytanla asla kafanız üzerine bahse girmeyin”. Kısa süre sonra İsviçreli psikiyatr Jung, “gölge bilinçdışının derinliklerinin simgesidir” diyecektir. Jung, iki ayrı gölge tanımlar: Kişisel Gölge ve Ortak (toplumsal) gölgeler. Kişisel gölgeler insanın kendi kişilik özelliklerini ve yaratılışını içerir. Ortak gölgeler ise ortak bilinç dışına aittir; melek ve şeytan gibi… Jung’un gölge arketipi daha sonra yaratılsa da bu öykü belki bu bakış açısından da okunabilir. Başta mitoloji olmak üzere sanatta ve bilimde gölge, epey yansıması olan ve kullanılan bir semboldür.

Kitabın girişinde çevirmen Sabahattin Ali’nin yazarı tanıtan birkaç sayfalık Önsöz’ü var. Çeviri için de söylemek istediğim birkaç şey var. Çevrildiği dönemde uygun olabilir ama bugün pek kullanılmayan bazı kelimeler yeni bir edisyonla güncelleştirilebilirdi diye düşünüyorum. Bir de bizim çevirmenlerimizin çoğu neden “tanrı” kelimesini “Allah” olarak çeviriyor anlamıyorum. 1800’lerde Almanya’da geçen bir masalda “Allah” değil o…

Sonuç olarak masal ve fantastik sevenlere kitabı tavsiye ederim. Ayrıca çocuklar için de uygun bir kitap.

Yorumlar

SİZİN İÇİN ÖNERİLEN DİĞER İNCELEMELER