KİTAP TANITIMLARIM 240.

“ÖLÜ YİYİCİLER – İnsan Yiyen Canavarlar Hakkında Mitler ve Hikâyeler” (Eaters of the Dead – Myths and Realities of Cannibal Monsters) – Kevin J. Wetmore Jr. – Ayrıntı Y., 224 s., 1. Basım, 2024.

 

Hepimiz yeneceğiz… Bir oyunda rakibe karşı kazanmak anlamındaki yenmekten bahsetmiyorum. Yenip yutulmaktan, sindirilmekten bahsediyorum. İnsanın da parçalara ayrılıp yenebileceği gerçeği var. Mumyalansak, hava geçirmez metal tabuta konsak dahi kendi içimizdeki mikroorganizmalar tarafından parçalanıp yeneceğiz ölünce. Her insan bu kadar şanslı olmayabiliyor, bazıları ölmeden önce yenmeye başlayabiliyor ya da en kötüsü belki de başka insanlar tarafından yenmek, yani yamyamlık… Bizler de besin zincirinin parçasıyız ama bu konu genelde yeme eylemi açısından değerlendiriliyor. Aslında et tüketen her insan ölü yiyici fakat bu kitabın derdi vejetaryen ya da veganlık değil. Burada insanın yenen nesne olduğu durumlar değerlendiriliyor; yani kitabın adındaki “ölü”, insan. Yiyenler ise çeşitli: hortlaklar, aswanglar, wendigolar, gulyabaniler gibi kültürel anlatılarda, mitolojilerdeki tarihi varlıklardan yamyamlara (insan) kadar… Tarihin eski zamanlarından günümüze kadar insanın yenmesinin anlatısı…

Bizlerde kalıtsal olarak bulunan ama çağdaş yaşantımızda unutulmuş/bastırılmış yenme korkusunun metinlerin arkasından göz kırptığı eserde iki boyutlu olarak kendimizin de yamyam potansiyelimize dair kaygılarımız irdeleniyor ayrıca. Kitabın kapağında Goya’nın “Çocuklarını Yiyen Satürn” eseri tercih edilmiş. Ben bu tabloyu ilk kez çocukken aile evinde Meydan Larousse ansiklopedilerini kurcalarken görmüş ve dehşete düşmüştüm. O zamanlar öyle cep telefonuymuş, bilgisayarmış, internetmiş yoktu tabii. Neyse; 1969, ABD doğumlu yazar ise sahne sanatları profesörüymüş. Kitapta Teşekkür, Giriş ve Sonuç haricinde 8 bölüm yer alıyor: 1. Gökyüzü Cenazeleri, Kykloplar ve Fatih Solucan; 2. Tanrı Yiyen İnsanlar, İnsan Yiyen Tanrılar; 3. Grendel ve Ogreler; 4. Gulyabaniler ve Hortlaklar; 5. Asya ve Okyanusya’daki Et ve Ceset Yiyiciler; 6. Wendigolar; 7. İnsan Yamyamlar; 8. Popüler Kültürde Et Yiyiciler ve Çağdaş Gerçeklik.

Bölüm başlıkları zaten fikir vermiştir sizlere. Farklı dinlerde/mitolojilerde/coğrafyalarda/kültürlerde ve farklı çağlarda çeşitli insan yiyen yaratıklar, canavarlar ve gerçek yaşananlar ayrıntılarıyla anlatılıyor. Burada her birinin detayına girip tanıtımı uzatmaya gerek görmüyorum ama bazı örnekler verebilirim ilgimi çeken. Hindistan’da ölülerin üstü açık ve yüksek yerlere yırtıcı kuşların tüketmesi için bırakıldığı gökyüzü cenazeleri ilginç mesela. Onun dışında dinlerde ve mitolojilerde çok sayıda yaratık anlatılıyor: Japon Jikininki, Hint Rakshasa, Antik Yunan mitolojisinden Tantalos ya da Kyklopsların öyküleri, Beowulf’tan Grendel, İskandinav mitolojisinden ogreler, Hıristiyanlıktaki “İsa’nın eti” metaforu, İslam’dan ve Arap mitolojisinden gulyabaniler ve hortlaklar, Kızılderili mitolojisinden wendigolar vs. Gotik edebiyata ve Blackwood, Lovecraft gibi bazı yazarların eserlerine de değiniliyor. Bu kısımlar korku edebiyatı fanları için ayrı güzel. Ayrıca görsellerle de destekleniyor sayfalar ve sinemadan da bahsediliyor. Daha sonra ise yamyamlık bölümleri geliyor.

Yamyamlık denince önce akla kasıtlı olarak (kazanlarda pişirilme klişesi gibi) insan yiyen bazı topluluklar geliyor olabilir ama kitapta 5 farklı kategoriye ayrılmış durumda. Bunlar tek tek anlatılıyor. Enteresan olgular var. Örneğin sevdiklerin yenerek aslen defnedilmiş olduğu inancı ya da bazı ceset parçalarını tıbbi faydaları olduğu düşünülerek yemek… Asıl insanı düşündüren ise “normal” insanların da hayatta kalmak için insan yemek zorunda kaldıkları olaylar.   Örneğin uçakları karlı bir dağa düşen Uruguaylı rugby takımının hikâyesi. Kazada hayatta kalanlar soğuk ve açlıktan ölmemek için kazada ölen insanları yemişler. Ya da gemi kazalarında teknede, ıssız adada mahsur kalanlar… Ya da savaş ortamında yaşananlar… Gerçekten düşündürücü… Son kısımda ise çağdaş zamanlardaki yamyam seri katiller ve sinemada yamyamlık anlatılıyor.

İşte böyle. Diğer ceset yiyiciler gibi içimizdeki yamyamlık gölgelerde saklanıyor ve uygun koşullarda ortaya çıkmak için bekliyor… Kitap bize insan doğası ve derin korkularımıza dair farkındalık yaratan sıra dışı bir konuyu irdeliyor ve ürkütücü/sıra dışı konulara ilgi duyanların alması için raflardan göz kırpıyor. Bana ilk göz kırpışında elimi uzatarak onu kendime çektim…

Yorumlar

SİZİN İÇİN ÖNERİLEN DİĞER İNCELEMELER