Kayıtlar

gizem etiketine sahip yayınlar gösteriliyor
Resim
KİTAP TANITIMLARIM 271.  “BİZ HEP ŞATODA YAŞADIK” (We Have Always Lived in the Castle) – Shirley Jackson, Siren Y., 179 s., 4. Baskı, 2021.   “Adım Mary Katherine Blackwood. On sekiz yaşındayım ve ablam Constance’la birlikte yaşıyorum. Azıcık şanslı olsaydım dünyaya kurtadam olarak geleceğimi düşünmüşümdür hep, çünkü her iki elimin orta ve yüzükparmağı aynı uzunlukta, ne var ki kendimi olduğum gibi kabullenmek zorunda kaldım. Yıkanmayı, gürültüyü ve köpekleri sevmiyorum. Ablam Constance’ı, Richard Plantagenet’ı ve köygöçüren mantarı Amanita phalloides’i seviyorum. Ailemdeki diğer herkes öldü.”   Güzel bir giriş! Okuduğum kitaplar arasında girişlerini çok beğendiklerim nadirdir. Yazarın daha önce okuyup tanıttığım meşhur eseri, “ Tepedeki Ev ” gibi, burada da açılış paragrafı, okuru hemen içine çekiyor. Ayrıca kitapla ilgili birçok ipucunu az sayıda cümlede barındırıyor.   Kısa adı Merricat olan anlatıcının ağzından yazılmış bu kısa roman. Adının kısa hali de ...
Resim
KİTAP TANITIMLARIM 269. “BUZUN ve TUZUN ROTASI” (La ruta del hielo y la sal) – Jose Luis Zarate, İthaki Y., 149 s., 1. Baskı, 2022.   “Ölüler hızlı gider.” 1897 yazında Demeter adlı geminin kaptanının Karadeniz’den İngiltere’ye yolculukta yaşananları anlattığı günlük parçası… Evet, Bram Stoker’ın “Dracula” klasiğini okuyanlar ne olduğunu anladı. Ben, okumamış olanlar için yazayım: Demeter, Kont Dracula’nın kendini gizlice Varna Limanı’ndan (Bulgaristan) İngiltere’ye (Whitby) taşıttığı gemi. Tabii ki mürettebat bunu bilmemekte. Meksikalı Zarate, 1966 doğumlu. Bu kitabı 1998’de yazmış. Yani “Dracula”dan bir asır sonra… Bu kısım kısa bir geçiş aslında Stoker’ın romanında, az bir bilgi veriliyor. Bu bilgilere sadık kalıp genişleterek ayrı bir kısa roman yazmış Zarate. Yazar, çağdaş Latin Amerika edebiyatında gotik ve fantastik öğeleri özgün biçimde kullanan isimlerden biriymiş. Burada diyeceksiniz özgün olan ne yapmış? Ödünç aldığı malzemeyi oldukça iyi kullanarak gerilim/korku y...
Resim
KİTAP TANITIMLARIM 267. “KARA HASAT” (Dark Harvest) – Norman Partridge, İthaki Y., 119 s., 1. Baskı, 2022.   İthaki Yayınları’nın “Karanlık Kitaplık” dizisinden peş peşe kitaplar tanıtmaya devam ediyorum. Daha önce de belirtmişimdir muhtemelen; dizi kapsamında korku-gerilim türünün klasik eserlerinden güzel örneklerle birlikte modern ve çağdaş kitaplar da basılıyor. Epey sınırları genişledi yani, dolayısıyla kitap sayısı da arttı. Bu durum ise dizinin türün fanlarına özel bütünlüğünü bozdu. Zira kalite anlamında, dil ve üslup açısından vs. kutuplar oluştu. Bu genişlemenin, albenili kapak tasarımlarıyla birlikte bir satış stratejisi olduğunu düşünerek yayınevine bir fan olarak dikkat etmesini öneririm. Bunu neden yazıyorum; kötü kitaplar okumak islemediğim için. Yayınevine ve diziye güvenerek bilmediğim yazarlara da yöneliyorum; bazen memnun oluyorum tanıştığıma (Grabinski gibi), bazen de hayal kırıklığına uğruyorum. Şu an tanıtacağım kitap gibi… 1958 doğumlu, ABD’li yazarın...
Resim
KİTAP TANITIMLARIM 266. “İYİ YERLİLER” (The Only Good Indians) – Stephen Graham Jones, İthaki Y., 298 S., 1. Baskı, 2024.   Bir başka sıkıntılı çağdaş Amerikan korku kitabı daha… Beğenmediğim (kısmen) kitapları anlatmak daha zor oluyor. Yine de elle tutulur yanlarından ve nelerin başarısız olduğundan bahsetmek durumundayız. 1972 doğumlu Teksaslı yazar, kendisi de bir Amerikan yerlisi ve orijinali 2020’de yayımlanmış olan bu kitap da 4 yerlinin on yıl önce gittikleri bir tür geyik avından yıllarca sonra yaşananları anlatıyor. Bazıları kendi yerli gruplarından (Karaayak rezervasyonu) ayrılmış ve kültürel kökenlerinden kopuk yaşayan bu dörtlünün (Rick, Lewis, Gabe ve Cassidy) avda öldürdükleri bir geyik, gebeymiş. Peşlerinde onları tek tek avlayan bir şey var. Bir de dört adamdan birinin kızı olan ve dâhil olmadığı bir geçmişle yüzleşmek zorunda kalan Denorah, önemli karakterlerden… Evet, bilen anlamıştır zaten. Bu bir “deer woman” anlatısı, en azından ona çok benziyor. Bilmeyen...
Resim
KİTAP TANITIMLARIM 264.   “WYLDING MALİKANESİ” (Wylding Hall) – Elizabeth Hand, İthaki Y., 166 s., 1. Baskı, 2025.   Kitabın ve yazarın ismiyle o güzel kapak tasarımı bana şöyle klasik tekinsiz bir “perili ev” hikâyesi okuyacağımı düşündürterek iştahımı kabartmıştı velakin hayal kırıklığı oldu. Çağdaş korku yazarlarıyla pek barışamayacağım anlaşılan. Bu bir ergen romanı bana göre. 15 yaşında falan okusaydım ilgimi çekebilirdi, yeğenime önerebilirim… Neyse; başladığım hiçbir kitabı yarım bırakmam ve de madem belli bir süredir okuduğum kitaplara tanıtım yazma işine de soyundum bunu da anlatalım bakalım kendi vizyonumuzca… 1957, New York doğumluymuş yazar. Diğer kitaplarını okumadım (ki Shirley Jackson’ın “Tepedeki Ev” romanına bir devam da yazmış) ama bu kitaptan yola çıkarak; sanatın birçok dalında olduğu gibi edebiyatta da korku türünün ya da içeriğinin içini boşaltıp sığlaştıran, etkileyici esas elementlerinden ayırıp yozlaştırıp popülerleştiren çağdaş Amerikan zihniyetin...
Resim
KİTAP TANITIMLARIM 263.   ELEMENTALLER (The Elementals) – Michael McDowell, İthaki Y., 264 s., 1. Baskı, 2024.   İlk kez bir kitabını okuduğum, Amerikalı yazar Michael McDowell (1950–1999), henüz 49 yaşında AIDS nedeniyle hayatını kaybetmiş.   Yazar, yalnızca romanlarıyla değil, aynı zamanda Tim Burton’ın “ Beetlejuic e” ve “ The Nightmare Before Christmas ” gibi klasikleşmiş yapımlarına katkısıyla da tanınıyormuş. “ Tales from the Darkside ” gibi antolojilerdeki senaryoları ve farklı türlerdeki eserleriyle korku, gerilim ve polisiye alanlarına katkı yapmış. McDowell’ın, özellikle Güney Gotik atmosferiyle harmanladığı anlatımı ve karakter derinliğiyle türün sınırlarını genişleten yazarlardan olduğu belirtiliyor. “Elementaller”, bir “perili ev”    romanı ama klasik gotik korku yazınındakilere göre bazı zıtlıklar içeriyor. Bir kere puslu, soğuk ve ıssız bir yerde yağmur, kar ve fırtınalar içerisinde gece karanlığında değil, bunların aksine, günlük güneşlik bir...
Resim
KİTAP TANITIMLARIM 262. “YABANCILARLA BİR YAZ” [ 異人たちとの夏 (Ijintachi to no natsu)] –Taiçi Yamada, İthaki Y., 160 s., 1. Baskı, 2022.   1934 doğumlu Japon yazarın bu kentsel hayalet romanı iki kez filme de uyarlanmış (“The Discarnates, 1988” ve “All of Us Strangers, 2023”). Yalın bir dille yazılmış, dramatik yönü- hissiyatı kuvvetli. Dram, gizem-gerilim, korku diyelim. Korkutuculuk arka planda, önde ise kentsel yabancılaşma, yalnızlık, geçmişe özlem gibi meseleler var. Merak duygusunu diri tuttuğu için sürükleyicilik iyi. Orta yaşlı senarist Hideo Harada tarafından birinci ağızdan anlatılıyor olaylar. Olaylardan çok da Hideo’nun duygu dünyasını okuyoruz. Hideo, yeni boşanmış ve Tokyo'da, dairelerin çoğunun ofis olarak kullanıldığı, geceleri neredeyse bomboş kalan bir apartmanda içe kapanık olarak yaşıyor. Hideo'nun çok az arkadaşı var, ailesi yok; on iki yaşındayken anne babasını kaybetmiş. Romanda,   ölen ailesine tıpatıp benzeyen bir çiftle tanışması ve onlarla görüşmey...
Resim
KİTAP TANITIMLARIM 261. “HAREKET İBLİSİ” (Demon Ruchu) – Stefan Grabinski, İthaki Y., 209 s., 1. Baskı, 2019.   Yeni bir yazarla daha tanışmış ve tanıştığıma memnun olmuş bulunmaktayım. Polonya’nın Poe’su ya da Lovecraft’ı olarak anılan Grabinski’nin (1887-1936) en bilindik eseriymiş bu kitap. 1919’da yazılmış. 13 kısa öykü barındırıyor ve hepsi trenlerde ya da tren istasyonlarında geçiyor. Trenlerle ilgili yazılabilecek ne varsa yazmış sanki yazar. Gizem-gerilim ve dram ağırlıklı, bunlara korkuyu da ekleyelim. Yazarın ilgi duyduğu parapsikoloji, doğu mistisizmi, büyü, felsefe gibi konular da az miktarda yer yer serpiştirilmiş durumda öykülere. Bunların yanında özellikle belirtmem gerekir ki hem realist bir üslup hem de şiirsel anlatım görüyoruz yer yer. İnsan psikolojisi ve gerçeklik, aslına uygun olarak özellikle dramatik öykülerde aktarılıyor. Dili zenginleştiren anlatım yeteneği, betimlemeler de metni kaliteleştiriyor. Bazı yerlerde üst seviyede leziz yapıyor bu işi hatta...
Resim
KİTAP TANITIMLARIM 260. “CEHENNEM ATLASI – Cehennemi Sınırından Altı Öykü” (Wounds: Six Stories from the Border of Hell) – Nathan Ballingrud, İthaki Y., 264 s., 1. Baskı, 2021.   İthaki’nin “Karanlık Kitaplık” serisini takip etmeye devam ediyorum. Fakat seri çok fazla genişledi; bildiğimiz, sevdiğimiz, korku türünün klasik isimleri yanında adını hiç duymadığım, hiç okumadığım çağdaş yazarların kitaplarını da bastı. Türün “die-hard” fanı olarak, yeni isimler tanımayı her zaman isterim ama iyiyse. Şimdi bu kitabı okuyunca belki de serideki her kitabı alıp okumamam gerektiği konusunda düşündüm. Aslında hepsini de almadım, bu kitap özellikle arkasındaki açıklamaları ve kapağıyla dikkatimi çekmişti. Hayal kırıklığı oldu. Tabii ki gerekçelendireceğim. Hani artıları ve eksileri terazinin iki kefesine koysak belki dengede durur, hoşlandığım bir şey olmasa da not versek belki 10 üzerinden 5 veririz ama benim teraziye koyduklarım niceliksel olarak eşit olsa da niteliksel olarak farklı ...