KİTAP TANITIMLARIM 266.
“İYİ YERLİLER” (The Only Good Indians) – Stephen Graham Jones, İthaki Y., 298 S., 1. Baskı, 2024.
Bir başka sıkıntılı çağdaş Amerikan korku kitabı daha… Beğenmediğim (kısmen) kitapları anlatmak daha zor oluyor. Yine de elle tutulur yanlarından ve nelerin başarısız olduğundan bahsetmek durumundayız. 1972 doğumlu Teksaslı yazar, kendisi de bir Amerikan yerlisi ve orijinali 2020’de yayımlanmış olan bu kitap da 4 yerlinin on yıl önce gittikleri bir tür geyik avından yıllarca sonra yaşananları anlatıyor. Bazıları kendi yerli gruplarından (Karaayak rezervasyonu) ayrılmış ve kültürel kökenlerinden kopuk yaşayan bu dörtlünün (Rick, Lewis, Gabe ve Cassidy) avda öldürdükleri bir geyik, gebeymiş. Peşlerinde onları tek tek avlayan bir şey var. Bir de dört adamdan birinin kızı olan ve dâhil olmadığı bir geçmişle yüzleşmek zorunda kalan Denorah, önemli karakterlerden… Evet, bilen anlamıştır zaten. Bu bir “deer woman” anlatısı, en azından ona çok benziyor. Bilmeyenler için bahsedeyim. “Deer woman (Geyik Kadın)”, Amerika Yerli mitolojisinde bir karakter. Doğurganlık ve sevgiyle ilişkilendirilir, ancak kadınlara ve çocuklara zarar verenler için intikamcı bir katildir ve bu erkekleri ölüme sürüklediği bilinir. Geyik Kadın'ın dans etmeyi sevdiği ve bazen fark edilmeden toplu bir dansa katıldığı, ancak davul sesi durduğunda oradan ayrıldığı söylenir. Sadece toynaklı ayaklarıyla tanınan güzel bir kadın olarak görünür. Kısaca böyle. Tarza eko korku/gerilim ve fantastik diyelim.
Aklınıza ne geldi? Yazar da Sonsöz kısmında oradan etkilendiğinden bahsetmiş, “Masters of Horror” (2005-2007) dizisinin John Landis yönetmenliğindeki bölümü (S1.B7: Deer Woman). Başka ne geldi? Geyik avına giden Amerikalıların başına mitolojik bir varlığın dadanması? Tabii ki, Algernon Blackwood. Oradaki varlık “Wendigo” da olsa epey benzerlik var. Hayır, Blackwood’dan bahsetmiyor yazar. Zaten dil ve anlatım yeteneği de bu isimlerden fersah fersah geride maalesef. Dümdüz yazıyor, “şöyle oldu, böyle oldu” vs. Dolayısıyla her ne kadar mitoloji bağlantısı yapıta değer katmış gibi dursa da daha önce yapılmış bir şeyi yapıyor, özgün olamıyor. Dilden de sınıfta kalıyor. Ayrıca gereksiz uzatılmış detaylar, diyaloglar konuyu çok dağıtıyor. Karakterlere bölümler ayrılmış, girişle beraber 4 bölüm var. Bazen konunun özünü kaçıracak ve genele hizmet etmeyecek, okurken de herhangi bir ilgi yaratamayacak pek çok sayfayla karşılaşıyoruz. Bir de, bölümlerin alt başlıklarının çoğu sadece gün isminden oluşuyor: “Salı, Çarşamba” …Sonra aynı bölüm isimleri yeniden geliyor. En azından ay-gün de kullanılsa aynı olmasının önüne geçilirdi. Hatta bazen “Salı” bölümünün ardından “Hala Salı” diye bir bölüm geliyor, o da garip. Sonra gün olmayan bölüm isimleri geliyor falan. Bunu da kitabın olumsuz yönlerinden görüyorum. Üçüncü şahıs tarafından anlatılan roman, geyiği yalnız takip eden bölümlerde ikinci şahıs anlatımına (“yaptın, ettin”) geçiyor. Bu da tuhaf, iyi bir fikir değil. Belki de okuyucuyu geyiğin ruhuyla özdeşleştirmek istedi yazar ama garip geliyor okurken açıkçası. Buna rağmen; kadınlık-kültür-şiddet bağlamı temalar, her karakterin sonunu getiren “climax” anlarındaki (cinayet sahneleri) dehşet-kan revan, ilk karakter Lewis’in aşama aşama paranoyaklaşması ve yaptığı eylem, bazı güzel soğuk-kar atmosferleri olumlu olarak değerlendirebileceğim yanları. Ayrıca özgün olmasa da konu fena değil bence, iyi bir yazarın elinde bambaşka olabilirmiş. Detaylı anlatalım okumak isteyen için şimdi romanı:
DİKKAT! SPOILER BAŞLANGICI!
Kısa ilk bölümde (“Williston, Kuzey Dakota”), Ricky adında bir Karaayak, bir tartışmanın ardından bardan çıkıyor ve otoparktaki birkaç arabaya çarpıp onlara zarar veren bir geyik buluyor. Sonra Ricky, bardan gelen beyazlar tarafından yakalanıyor ve bir tarlaya götürülüyor. Burada bir geyik sürüsünün gözlerinin yansımasını görürken dövülerek öldürülüyor.
Sonraki bölüm, “Kırmızıya Boyanan Ev”, Lewis’e odaklanıyor. Ricky'nin çocukluk arkadaşlarından Lewis de aynı şekilde rezervasyonlarından taşınmış ve Peta adında beyaz bir kadınla evlenmiş. Bir gece, tavan vantilatörünün ışığını tamir ederken, alt katta ölü bir geyik görüntüsü görüp düşüyor. Peta onu son anda belki de ölmekten kurtarıyor. Geçmişte ne olduğunu burada öğreniyoruz. Lewis, Peta ve yerli bir kadın olan iş arkadaşı Shaney'e 10 yıl önce ergenlik döneminde, Ricky ve arkadaşları Gabe ve Cass ile birlikte, yasal olarak avlanmalarına izin verilmeyen rezervasyonun yaşlılar bölümüne bir geyik sürüsünü kovalayıp birçok geyiği vurdukları olayı utanarak anlatıyor. Lewis, vurulan geyiklerden birinin, genç bir dişinin ölmemiş olduğunu anlayıp tekrar vurmuş ve hamile olduğunu fark edip birkaç kez daha vurmuş. Cenini gömdükten sonra, anne geyiğin her parçasını kullanıp etini yaşlılara vermeye karar vermiş, ancak dörtlünün kamyonları bir av koruma görevlisi tarafından durdurulmuş ve geyiği yok etmek zorunda kalmışlar. Sonra, Lewis ve Peta'nın köpeği, görünüşe göre bir kazada ipinden asılı halde, hala hayatta bulunuyor. Köpeği iyileştirmeye çalışıyorlar ama akabinde bir sabah garajlarında sakladıkları bir çift botla vahşice çiğnenerek öldürülmüş olarak buluyorlar. O dişi geyiğin intikam için geri döndüğü paranoyasına kapılan Lewis, Shaney'nin davranışlarından şüpheleniyor ve onun geyiğin ruhunun vücut bulmuş hali olduğuna inanmaya başlıyor. Onu evine davet ediyor ve motosikletiyle vahşice ölümüne yol açan kaza görünümlü bir cinayet düzenliyor. Peta eve döndüğünde, tavan vantilatörünün ışığıyla uğraşırken Lewis onu korkutuyor ve düşmesine ve başını ölümcül şekilde çarpmasına neden oluyor. Lewis, geyik olduklarını kanıtlamak için iki kadının da dişlerini çekiyor ve Peta'nın hamile olduğunu fark edince, karnını kesip vücudundan bir geyik yavrusu çıkarıyor. Yavruyla birlikte rezervasyona doğru kaçıyor ve sonrasında iki kadının cesedini görüp peşine düşen insanlar tarafından vurularak öldürülüyor. Burada, geyik ruhu Po'noka'nın gerçek olduğunu ve sürüsünün ve yavrusunun intikamını almak için Lewis ve arkadaşlarını öldürmeye çalıştığını öğreniyoruz. Hızla bir insan kadının görünümüne bürünen Po'noka, rezervasyona otostop çekerek geri dönüyor. Bu kısımlar kitabın en iyi bölümleriydi.
“Terleme Çadırı Katliamı” adlı sonraki bölümde; hâlâ rezervasyonda yaşayan Cass ve Gabe, Cass'in ev sahipliği yapacağı bir terleme kulübesi törenine (yerlilerin bir tür ritüeli) hazırlanır. Artık alkolik bir baba olan Gabe, o günün ilerleyen saatlerinde oynayacağı basketbol maçından önce kızı Denorah'ı görmek için durur. Denorah'ın serbest atışları üzerine bir bahis yaparlar ve Denorah kazanır. Cass ve Gabe, yerel polis Victor Yellow Tail'in oğlu Nathan Yellow Tail ile terlemeye başlarlar. Terleme kulübesindeyken Victor, geyik ruhu tarafından saldırıya uğrar. Gabe kulübeden işemek için ayrılır ve Cass'in köpeklerinin fena halde vurulmuş olduğunu görür; son köpeği bir taşla merhametlice öldürür ve terleme sırasında Cass'e söylememeye karar verir. Su kepçesi bulmak için bulduğu eski bir termosla ter kulübesine döner ve Cass bunun parasını ve kız arkadaşı Jo için aldığı nişan yüzüğünü sakladığı yer olduğunu fark eder. Gabe'in parayı ve yüzüğü çaldığına inanan ve köpeklerini dışarıda ölü bulan Cass, Gabe ile kavga etmeye başlar. Gabe, Cass'in tamir edilmesi gereken kamyonetini uçurumdan düşürür, Cass'in kız arkadaşı Jo'nun altında saklanıp onu ezip öldürdüğünden habersizdir. Cass, Gabe'i vurmaya çalışır, ancak bunun yerine Denorah gibi görünen bir şeye isabet eder ve suçluluk duygusu Gabe'in onu döverek öldürmesine izin veresine neden olur. Gabe, Cass'in aslında Nathan'ı vurduğunu keşfeder ve geyik ruhu onlara yaklaşır, Gabe kendini öldürürse Denorah'ı bağışlayacağını söyler. Ancak Gabe bunu yaptığında, Denorah'ı öldürmeyi planladığını kabul eder, çünkü Denorah, Gabe'in yavrusudur. Bu bölüm gereksiz detaylarla dolu, karışık, sıkıcı ve okuması zordu. Akışın tepetaklak düşmesine neden oldu.
“Rezervasyondan Geldi” adlı bölümde ise Denorah, bahisten kazandığı parayı almaya gelir ve Shaney kılığına girmiş geyik başlı kadınla tanışır. Geyik ruhu, Denorah'a adamların at bindiğini söyler ve onu zorlu bir basketbol maçına davet eder. Sonunda geyik ruhu, yaraları nedeniyle doğasını daha fazla gizleyemez ve kadın bedenli geyik başlı bir figüre dönüşerek karlı arazide Denorah'ı uzun süre takip etmeye başlar. Denorah, atlardan birinde yaralı olan Nathan'la karşılaşır ve üvey babasını uyarması için onu şehre geri gönderir. Sonunda Denorah, babasının gençliğindeki geyik katliamının gerçekleştiği yere rastlar. Geyik başlı kadın ona yetişir, ancak Lewis'in geyik ceninini gömdüğü yerle uğraşır ve yerden canlı bir geyik doğar. Denorah'ın üvey babası Denny, onu kurtarmak için gelir, ancak Denorah, geyik başlı kadını ve yavrusunu öldürmesini engelleyerek döngüyü sona erdirir. Geyik ruhu insan şeklini yitirir ve yavrusuyla birlikte tekrar bir geyik olarak vahşi doğaya çekilir.
SPOILER SONU!
Evet, Spoiler kısmını okuyanların gördüğü gibi konu fena değil aslında fakat öncesinden yazdığım nedenlerden dolayı kitap uzun ve sıkıcı hale geliyor çoğu zaman. Belki iyi başlayıp sonra bu hale geldiğini söyleyebilirim. Mesela şu basketbol oyun bölümleri o kadar uzun ki, konunun özünü kaybetmenize, dağılmaya neden oluyor. Dediğim gibi, böyle çok bölüm var. Anlatım yeteneği de vasat olunca güzel bir konu harcanmış oluyor. Benim için romanın en güzel kısmı vahşi davranılmış bir hayvanın intikamı meselesi. “En iyi Kızılderili ölü bir Kızılderili’dir” şeklinde ırkçı Amerikan beyaz adam söylemine karşı kitabın adı “İyi Yerliler” olarak koyulmuş, buna da artı diyorum.
İşte böyle… Sadece konuya ve olay örgüsüne bakanlardansanız iyi bir korku kitabı olarak görünebilir. Orijinallik, anlatım becerisi-dil/üslup önemliyse sizin için, benim gibi bu işin klasik eserlerini ve üstatlarını daha çok seviyorsanız uzun zamanınızı alacak ve boğucu hale dönüşebilen bir deneyim olacaktır kitap.

Yorumlar
Yorum Gönder