KİTAP TANITIMLARIM 229.
“ORADA” (La-Bas) – J. K. Huysmans, Okuyanus Y., 304 s., 1. Baskı, 2010.
“Her olgu kendi karşıtını doğurur. Tanrı şeytan doğurmuştu; iyilik kötülüğü doğurdu ve onlar bir arada var oluyorlar. Tanrıya tapanlar varsa, Şeytan'a da tapanlar vardır ve insanların bir kısmı göklere çıkmayı arzularken, bir kısmı da uçuruma düşmeyi sürdürür...”
19. yüzyılda Fransa’da satanizm ve Mavi Sakal adıyla da bilinen seri katil Gilles de Rais'in hayatı… Bu yazar ve kitap benim radarımda değildi. Yazarın böyle Okült konulara el attığı sanırım tek kitabı olması, yıllar önce bir arkadaşımın tavsiye etmesi ve çok sevdiğim Black Metal grubu İsveçli Watain’in vokalisti Erik’in bir röportajında bu kitaptan bahsetmesi neticesinde artık okumak istedim. Fransız yazar Joris-Karl Huysmans (1848-1907), natüralizm akımıyla anılıyor ama kitabı okuyunca ve araştırınca aslında tam tersi, Dekadan olduğunu anladım. Dekadanlar, 19. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı ortaya çıkan sembolizm akımına öncülük eden sanatçılara, edebiyatı soysuzlaştırdıkları ima edilerek verilen ad.
Dilimizde bir kitaba verilecek en az ilgi çekici isimlerden birisidir herhalde “Orada” ama “La-Bas” ifadesi biraz yeraltını-cehennemi (orada-aşağıda) ifade ediyor gibi görünüyor ve lanetli gibi bir yan anlamı da var. Bu yüzden kitaba uygun. Kitabın ana karakteri, modern dünyanın boşluğundan ve bayağılığından tiksinen romancı Durtal. Orta Çağ araştırmalarına yönelerek rahatlamaya çalışıyor. Böylece, 15. yüzyılın kötü şöhretli çocuk seri katili Gilles de Rais'in (Mavi Sakal) hayatını araştırmaya başlıyor. Durtal, Paris'teki bağlantıları sayesinde satanizmin sadece geçmişte kalan bir şey olmadığını, aynı zamanda o tarihlerde Fransa'da da hala canlı olduğunu keşfediyor. Sevgilisi Madame Chantelouve'un yardımıyla gizli yeraltı dünyasını araştırmaya başlıyor. Şeytan ayinlerine (Black Mass) tanık oluyor. Kitabın özeti böyle…
Dönemin Fransız edebiyatının eleştirildiği bölümler-tartışmalar, edebiyat seven okurlar için ilgi çekici olabilir. Durtal karakteri; aykırılığıyla, uygarlıkla ilgili sorunlarıyla, moderne olan tiksintisi ve içsel dünyasıyla, münzeviliğiyle, özellikle takip eden asırda sıkça karşılaşacağımız aykırı-yeraltı edebiyatçıları, diğer sanatçıları ve hatta varoluşçu filozoflar gibilerini yansıtıyor. Bu yüzden de aykırı bir konuya el atarak kimsenin bahsetmek istemediği sapkın bir seri katili ve satanizm gibi konuları ele alan bir roman yazmaya çalışıyor. Bir yandan katil hakkında edindiği bilgileri okuyoruz aşama aşama (yani katilin hayatının ansiklopedik bilgisini), bir yandan da Durtal’ın gizli aykırı tarikatları araştırmasını, onlarla tanışmasını eş zamanlı izliyoruz. Yani aslında Huysmans bu kitapla kendi yaptığını bir de romandaki Durtal’a yaptırıyor. Böylece iç içe bir durum oluşuyor ya da Huysmans, kitabı kendi ereklerinin aynası konumuna biçimliyor. Durtal, yazarın kendisi gibi görünüyor. Hakkında bilgisi olmayanlar için Gilles de Rais'in hayatını ve yaptığı akıl almaz sapkın eylemlerini okumak dehşet uyandıracak ama aynı duyguları Durtal’ın yaşadıkları için söyleyemem. Bu arada Durtal karakterinin yer aldığı 3 kitap varmış ve bu ilkiymiş, ancak dilimizde diğerlerinin çevirisi yok sanıyorum ve diğerleri böyle karanlık değilmiş konu olarak. Bu da kitabın finalinin neden tamamlanmışlık hissi vermediğini açıklıyor, beklediğim bir final olmadı açıkçası. Durtal dışında romanda Orta Çağ'a nostaljik bir özlemi paylaşan, aynı derecede kopuk karakter de var: bilgili bir astrolog, homeopat ve Okült ilimlerde uzman bir tıp doktoru ve gündüzleri soğuk bir sosyete kadını ama geceleri gizemli bir Succubus olan evli sevgilisi (Durtal’ın). Modern zamanların güçlerinden mümkün olan her yere sığınıyorlar; bir çan kulesine, Okült bilgiye vs.
Kitap 1891’de ilk kez yayımlandığında, ayinlerin ayrıntılı tasvirleri nedeniyle sansasyon yaratmış. Şimdi okuyunca hiç de öyle duygular yaratmıyor. En azından bazı kısımlar hariç… Sürekli olayların cereyan ettiği bir yapısı da yok. Daha ziyade kötülüğe dair bilimsel bir araştırma içeren ve araştırmacının duygu-düşüncelerine odaklanan bir roman. Katilin hikâyesi ve edebiyat eleştirileri dışında modern dünyayı ve teknolojiyi eleştirmesi, Durtal ve sevgilisinin ilişkilerinin hikâyesi ve satanist rahibin tanrıya ve İsa'ya karşı yaptığı konuşma ilgi çekici. Ancak, bütünüyle bakıldığında çok sürükleyici, etkileyici, edebi olarak iz bırakan bir roman olmadı benim için. Durtal’ın (dolayısıyla Huysmans’ın) neden kendisinin en iyi yazar ve diğerlerinin neden kötü olduğuna dair kısımlara da tamamen katılmak mümkün değil.
Huysman'ın kötülük ve vahşete, tarihe ve gotiğe olan hayranlığının edebi bir örtü altında gizlendiği romanı, bu konularla ilgilenenler okuyabilir. Ancak, tam olarak bir korku-gerilim romanı beklemeyin. Biraz polisiyeye de göz kırpan araştırma/gizem romanı.

Yorumlar
Yorum Gönder