KİTAP TANITIMLARIM 235.
“KARANLIKTA ÖYKÜLER” (Stories in the Dark) – Barry Pain, Everest Y., 128 s., 1. Basım, 2024.
Everest Yayınları’nın “Karanlık Sular” dizisine devam ediyorum. Diziden yayımlanmış art arda okuduğum üçüncü kitap, yeni tanıştığım bir yazardan. İngiliz Barry Pain (1864 – 1928), işçi sınıfı bir aileden geliyormuş ve mizah da dâhil çeşitli tarzlarda yazmış. Bu kitapta ise 10 adet korku/gizem-gerilim tarzında kısa öykü mevcut; 1901’de yayımlanmış ilk.
Kitaptaki sırayla öykü listesi: “Bir Tanrının Günlüğü”, “Hepsi Bu”, “Ay-Kölesi”, “Yeşil Işık”, “Mıknatıs”, “Vincent Pyrwhit Vakası”, “Uçurumun Dibi”, “Bir Gösterinin Sonu”, “Ölmeyen Şey”, “Gri Kedi”
Bazı öykülerdeki olaylar şu anda korku klişeleri olarak karşımıza çıkıyor ama yazıldığı tarihte öyle olmayabilir. Doğaüstü öyküler yanında psikolojik korku tarzında olanlar da mevcut (obsesyon, şizofreni içerikli). Bazılarında belirsizlik var, okuyucuya kalıyor işin bir kısmı ama bir Robert Aickman kadar değil, belki Du Maurier kadar. Hep belirttiğim gibi, bu olguyu öyküler için olumlu bir özellik olarak görüyorum. Bir dipnot da: “Ölmeyen Şey” öyküsü, Lovecraft’ın “Eşikteki Şey” öyküsüne ilham vermiş.
“Bir Tanrının Günlüğü”, emekli olup kendini toplumdan ve insanlardan soyutlayıp doğaya vuran bir adamın bilincinin evrimiyle ulaştığı uç noktayla sonlanan bir günlük… Ya bir psikoz ya da transandantal bir seviye… Psikolojik gizem…
“Hepsi Bu”, günümüzde klişe görülebilecek kısa bir psikolojik korku. Kalp hastalığı olan ve ölümden aşırı derecede korkan bir adam ve sonu ile ilgili.
Kitaptaki favorim olan “Ay-Kölesi”, peri masalı ile gotik korku karışımı. Atmosferi hoş, karanlık ve şiirsel ve sonu şeytani. Gizli bir bahçede ay ışığında dans eden bir prensesi anlatıyor. Göründüğü şekilde, yalnız mı dans etmektedir acaba?
“Yeşil Işık”, cinayet işleyen bir adamın, kurbanın yüzüne yansıyan yeşil ışığı takıntı haline getirmesini işliyor. Katilin paranoyası mı yoksa doğaüstü bir durum mu var? Suçlarımızın zihnimizdeki yansımaları…
“Mıknatıs”, bir rahibin bir tren kazasına olan takıntısı üzerine ilginç bir hikâye. Burada obsesyon, daha önce gerçekleştirilmiş ve basit bir formülle birçok insanın canına kıyabilecek olmanın hem günahkar korkunçluğundan duyulan dehşet hem de bu güce olan bilinçdışı bir arzunun gerilimiyle besleniyor. Gerçekçi bir psikolojik gerilim.
“Vincent Pyrwhit Vakası”, kısa bir hayalet öyküsü. Ölen eşinin yanına çağırdığı koca… “Uçurumun Dibi”, MÖ 362’de Roma’da geçen didaktik bir tarihsel anlatı. Cesaretle ilgili. “Bir Gösterinin Sonu”, bir karnavaldaki sihirbazın şifalı gizemli karışımını ele geçirmek için oyun oynayan fakir bir kadını anlatan tuhaf bir öykü.
Kitaptaki en uzun öykü (32 sayfa) olan “Ölmeyen Şey” ise diğer favorim. Lovecraftvari bir yapısı var. Bu, geçmişten, soyundan gelen korkunç bir "şey"in musallat olduğu bir adam hakkında. Bilinmezlik, lanet ve canavar anlatısı… Kurt adam anlatılarıyla paralellikleri de var.
Son öykü, “Gri Kedi”, kendisinden nefret eden garip gri bir kedi ve yerlilerin çok aradığı canavarın taştan bir idolüyle İngiltere'ye dönen Afrikalı bir kâşifin hikâyesini anlatıyor. Folk-korku (voodoo) türünde. Irkçı söylemler içeriyor. (O dönemki özellikle İngiliz yazarlarda karşıma bazen çıkıyor bu durum).
Okuduğum en iyi korku yazarı ya da en iyi korku öyküleri diyemem belki ama türün fanıysanız kitap dikkate değer. “Ölmeyen Şey” ve “Ay-Kölesi” dışında beğendiklerim: “Bir Tanrının Günlüğü” ve “Yeşil Işık”.

Yorumlar
Yorum Gönder