Kayıtlar

Resim
  KİTAP TANITIMLARIM 14.   “KARA ŞİİR ANTOLOJİSİ” – Kolektif, Kafekültür Y., 222 s, 2013. Karakalem dergisi zamanında yayımlanması düşünülen bu antoloji, “merkezi edebiyatın dışında kalan”, çoğunluğu amatör genç şairlerin oluşturduğu bir toplama kitabı. Altay Öktem ve Halil Gökhan tarafından derlenip oluşturulan kitapta 99 genç şair var. Aslında 97 şiir var. 1 tane öykücük 1 tane de deneme barındırıyor kitap.   Kağan Koçdemir’in ismi olmayan öyküsü, adaya düşen birinin günlükleri ve açlıktan kendini yiyor. Oldukça vasat bir öykücük ama sonuçta edebi olarak bakmamak lazım kitaba… Şiirlere gelince, benim ilgi ve bilgi alanımın dışında kalıyorlar. Çoğunu okurken de zorlandım dilden dolayı: “31 çeken bir ülke düşlüyorum çatır çatır sevişirken”, “ve bir yarak, devasa gökdelenler gibi”, “am sarmalı etrafımda” gibi örneklerden anlarsınız. Belki birkaç tanesi hoşuma gitti. Burak İlhan – “Boynunda Kediler Uyuyor” bir de Nihan İşler’in şu şiiri hoşuma gitti:   “ Oysa...
Resim
  KİTAP TANITIMLARIM 13.   “KARANLIK YILBAŞI ÖYKÜLERİ” – Kolektif, Bilgi Y., 276 s., 1. Baskı, 2017. Yerli ve çağdaş korku yazarlarından 13 öyküden oluşan 275 sayfalık kitapta ilk dikkatimi çeken, büyük puntolarla basılmış olduğuydu. 200 sayfayı bulmazdı aslında. Kitabı sanıyorum Orkide Ünsür derlemiş. Önsözde onun imzası var. Kendi yazdığı bir öyküden yola çıkarak, 12 diğer arkadaşının katılımıyla bu kitabı ortaya çıkardıklarını söylüyor. Öncelikle genel değerlendirmelerimden başlayayım, daha sonra öykü öykü incelemelerime geçeceğim. Genel olarak yılbaşı konseptinin kullanıldığı öykülerden bazıları aslında yılbaşını çerçeve olarak kullanmış durumda. Yani, o öykü yılbaşında geçmese de kendisinden bir şey kaybetmezdi. Yılbaşı deyince aklıma iki şey geliyor; öncelikle zamanda bir nokta ve başlangıç-bitiş-döngü terimlerini çağrıştırıyor; ikinci olarak da yılbaşı atmosferini yansıtan semboller (kar, Noel Baba, yılbaşı ağacı gibi). Öykülerde genelde ilki düşünülmüş ve vurgu...
Resim
  KİTAP TANITIMLARIM 12.   “GECE” (Night) – A. Alvarez, Ayrıntı Y., 296 s., 1. Basım, 2001. Geldiğim hiçliğin karanlığı ne kadar mutlaktır diye merak ederim hep. Gözlerimi kapattığımda ya da ışıkları söndürdüğümde yakaladığım karanlık, mutlaka içinde ışık parçaları kirliliği barındırmakta. Oysa ben hep %100 karanlığı merak ettim. Ölüm sonrasıyla doğum öncesindeki o tonu görme şansım da yok ne yazık ki. Çocukken, köyde çobanlık yapan kuzenimle bir gece dışarda yatmıştım. Köyden uzakta, etrafta hiç yaşam biriminin olmadığı, aysız, bulutlardan dolayı yıldızsız bir geceydi. Gerçekten çok karanlık gelmişti bana o gece. Yine de etrafta koyunlar, birkaç köpek ve elbette kuzenim vardı. Mutlak karanlığı, hiçliği ne kadar hissedebildim hayatımda bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa karanlığa, geceye tutkun olduğum. Hele ki rüyalara… Bazen uyandığım dünyadansa rüyalarda olmayı tercih ediyorum. Geçen hafta sonunun yarısını öyle uyuyarak geçirdim mesela. Kendim hakkındaki bu kısa gir...