Kayıtlar

Resim
KİTAP TANITIMLARIM 140.   “SARI DUVAR KAĞIDI” (The Yellow Wallpaper) – Charlotte Perkins Gilman, İthaki Y., 66 s., 1. Baskı, 2019.   “Ama ben burada olduğum sürece bu duvar kâğıdına kimse elini süremez – canlarına susamadılarsa tabii!”   Feminist korku-gerilim öyküleri okudunuz mu hiç? Evet, bu şekilde tanımlayabilirim yazarın öykülerini. Tabii ki bu kitaptaki öykülere istinaden söylüyorum, özellikle ilk ikisi. Kitapta 4 öykü yer alıyor. 1860 doğumlu, ABD’li yazar, dönemin önde gelen feminist aktivist ve sosyologlarından biriymiş. Feminist ütopyanın en önemli eserlerinden kabul edilen “Kadınlar Ülkesi” diye bir romanı da varmış. Bu kitapta ise korku-gerilim tarzında öyküler yer alıyor.   Kitaba adını veren ilk öykü “Sarı Duvar Kâğıdı”, okuduğum bazı derleme korku kitaplarında karşıma çıkmıştı ve şu ana kadar bu yazara ait okuduğum tek öyküydü. Tanıtımlarımda yazmıştım. Klasik korku öyküleri içerisinde meşhur da ayrıca. Korku desem de esas olarak psikolo...
Resim
  KİTAP TANITIMLARIM 139.   “FIRTINANIN ARDINDAKİ” (Out of the Storm) – William Hope Hodgson, Laputa Y., 78 s., 1. Baskı, 2021.   1877 doğumlu İngiliz yazarın 5 adet öyküsünden oluşuyor kitap. Birçok sevdiğim yazara benzer şekilde 40 yaşını ancak görebilmiş Hodgson da. Bu kitaptaki öyküler için genel bir tanımlama yapacaksam bilimkurgu katkılı korku-gerilim tarzında diyebilirim. Yazar, olay odaklı öyküler yazıyor. Düz bir dil ve diyaloglar kullanıyor. Öykülerin üç tanesi denizde geçiyor ve gemi mürettebatının yaşadığı dehşeti ya da garip olayları aktarıyor. Denizde geçen öyküler bilinmeyenin korkusu temelini kullanıyor. Lovecraft kozmik korkularını çağrıştırıyor hatta benziyor temalar. Genellikle birinci ağızdan aktarılan öykülerde sık sık da öyküdeki karakterlerden birine anlatılan veya o anda başka bir karakterden dinlediği yahut da bunu bir iletişim aracıyla edindiği kısa geçmişte yaşanan olayları okuyoruz.   İlk öykü “Gece Gelen Ses” (The Voice in the...
Resim
  KİTAP TANITIMLARIM 138.   “CANVERMEZLER TEKKESİ” – Selim Nüzhet Gerçek, Karakarga Y., 192 s., 1. Baskı, 2020.   “Kardeşlerim olan bütün insanlara miras olarak, bu sırrın ifşasını bırakıyorum. Allah aşkına şüphe etmeyin! Okuyun, anlayın ve inanın!”   İlk Türkçe gotik roman… İlk defa Latin harfleriyle… Kitabın kapağında bu ibareler yer alıyordu ve okumak kaçınılmazdı benim için. 1922 yılında yayımlanan bu roman, Fransız yazar Claude Farrere’in bir kitabından uyarlanmış aslında. Çevirmen Merve Köken, kitabın önsözünde, Türk edebiyatında daha öncesinde bu roman kadar olağandışılıkta ve net bir biçimde gotik unsurlar içeren bir ürün olmadığını vurguluyor. Ancak edebiyat tarihimizde, özellikle çok az sayıda korku türünde eserler veren yazarlarımızdan bahsedilirken Selim Nüzhet’in bu eserinin hak ettiği yeri bulmadığının altını çiziyor. İlk dönem edebiyatımızda korku deyince Kenan Hulusi Koray ilk akla gelen isimlerden. Bu yazarın öykülerini tanıtmıştım daha...
Resim
KİTAP TANITIMLARIM 137.   “BİR YARASA BİR KIZA AŞIK OLDU” – Kenan Hulusi Koray, İthaki Y., 205 s., 1. Baskı, 2021.   “Sevgide sonsuz ihtiras. Bu bir felakettir. Ve neticede ölüm muhakkak. Fakat ne olursa olsun, seven tahammül eder. “   “Korona virüs pandemisi…” diye başlayınca kitap birden “Ne oluyoruz?” dedim ama editör Serdar Soydan’ın yazdığı Önsöz’ü okuyormuşum meğer. Olayın pandemiyle bağlantısı ise Koray’ın da bir salgında, üstelik genç yaşta hayatını kaybetmiş olması. Henüz 37 yaşındayken, 1943’te tifüs salgınında hayatını kaybeden yazarın daha önce birkaç öyküsünün olduğu iki kitap tanıtmıştım Bu kitapta ise 18 öykü yer alıyor. Bunlardan 4 tanesi, daha önce tanıttığım kitaplarda ortak olanlar. Korku fanı olarak, Koray’ı okumak kaçınılmazdı benim için. Çünkü her ne kadar günümüzde ülkemizde korku-fantastik vs. türlerinde yazan birçok yazar olsa da Türk Edebiyatı’ndaki ilk korku yazarı olarak geçiyor Koray. Üstelik hemen hemen hep gotik korku türün...